Heteronormativite Nedir?


Açıklama: Heteronormativite insanları hayatta doğal rollere sahip iki ayrı ve tamamıyla farklı cinsiyete (erkek ve dişi) ayıran bir hayat tarzı tanımlamasıdır. Heteronormativite ayrıca heteroseksüelliğin normal cinsel yönelim olduğunu ve cinselliğin ve evlilik ilişkilerinin sadece bir erkek ve bir dişi arasında yaşanabileceğini öngörür. Sonuç olarak heteronormativitenin biyolojik cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsiyet rollerine bakışı “iki cinsiyet” (gender binary) olarak özetlenebilir.
Kategori: LGBTT Karşıtı Fobi ve Politikalar
Eklenme Tarihi: 16 Mayıs 2010
Geçerli Tarih: 20 Ağustos 2017, 22:06
Site: İstanbul LGBTT
URL: http://www.istanbul-lgbtt.org/lgbtt/haber_detay.asp?haberID=123


Heteronormativite insanları hayatta doğal rollere sahip iki ayrı ve tamamıyla farklı cinsiyete (erkek ve dişi) ayıran bir hayat tarzı tanımlamasıdır. Heteronormativite ayrıca heteroseksüelliğin normal cinsel yönelim olduğunu ve cinselliğin ve evlilik ilişkilerinin sadece bir erkek ve bir dişi arasında yaşanabileceğini öngörür. Sonuç olarak heteronormativitenin biyolojik cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsiyet rollerine bakışı “iki cinsiyet” (gender binary) olarak özetlenebilir.

Heteronormativiteye yönelik eleştiriler heteronormativite altında aykırı olarak algılanan cinsellik ve cinsiyetlerin marjinelize edildiği ve dışlandığı yönündedir. Ayrıca marjinelize edilen cinsellik ve cinsiyetlerle ilgili ifade zorlukları da yaşanabilmektedir. Bu kişilere örnek olarak lezbiyen, gey, biseksüel, aseksüel, çift cinsiyetli (intersex), transcinsiyet bireyler, polygamistler ve polyamoristler sayılabilir.

Bazı teorisyenlere göre heteroseksüel seks erkeklerin kadınlar üzerindeki güç kurma yöntemlerinden biridir ve bu nedenle kadınlara zararı vardır.

Terimin Kökeni

Michael Warner bu terimi 1991 yılında queer teori ile ilgili yazılarında kullanmıştır. Terimin konsept kökenleri ayrıca Gayle Rubin’in “seks/cinsiyet sistemi” ve Adrienne Rick’in “mecburi heteroseksüellik” kavramlarında mevcuttur. Samuel A. Chambers’a göre heteronormativite, bir toplum heteroseksüelliği normal olarak kabul ettiğinde ortaya çıkan beklentiler, talepler ve sınırlamaların tümünü ifade eder.

Cathy J. Cohen’e göre heteronormativite bir toplumda heteroseksüelliğin ve heteroseksüel ilişkilerin vazgeçilmez, doğal, geçerli ve öncelikli sayılmasıdır. Cohen’in işlerinde cinsel kimlik, güç dengelerinin önemli bir bölümüdür ve ırk, cinsiyet ve sınıf ayrımcılığı ile aynı şekilde ele alınmalıdır. Örnek olarak işsizlik sigortası ile geçinen ve evli olmayan anneleri ve seks işçilerini vermektedir. Bu kişiler heteroseksüel olmalarına rağmen, heteronormal değildir, bu nedenle devletin “normalleştiren, ahlaki ve parasal desteğine” muhtaçtır.

Terim kısa bir sürede hem cinsiyet hem de transcinsiyet tartışmalarında kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca postmodern ve feminist tartışmaların da konularından biridir.

Heteronormal bir toplumda bireyin erkek ya da dişi olarak ikili seçeneğe sahip olması cinsel kimliği ve cinsiyet rolü konusunda seçenek olanaksızlığına neden olmaktadır. Ayrıca toplumun her iki cinsiyete de dayattığı normlar ve gereksinimler arasında bireyin sadece karşı cinse cinsel çekim duyması şartı da vardır. Eve Sedgwick’e göre heteronormativite cinsel yönelimi sadece kişinin cinsiyeti ve cinsel ilişki yaşamak istediği kişinin cinsiyeti ile sınırlar, bireylerin cinsel ilişki konusundaki diğer seçimlerini göz ardı eder.

Evlilik ve çekirdek aile

Günümüzün modern ailesi 1950’lerdeki çekirdek aile kavramından farklılaşmıştır. Örneğin 19.uncu yüzyılın ikinci yarısında ve 20.inci yüzyılda Amerikan aileleri bir ya da iki ebeveynin ölmesi ile karakterize edilmektedir. Birleşen aileler ve evlat edinmeler dünya tarihinde yaşanmıştır ve bugün de yaşanmaktadır. 1985’de Amerika’da 2,5 milyon boşanma olmuştur. 80’lerin sonlarına doğru Amerika’daki ailelerin %20’sinin ebeveynlerden en az biri üveydi.

Geçtiğimiz 30 sene içinde boşanma, tek başına çocuk büyütme ve bir arada yaşama oranları artmıştır. Modern aileler boşanma nedeni ile tek başına kalmış bir evebeyn ve çocukları, evli olmayan iki kişi ve çocukları ya da ebeveynlerin cinsiyetlerinin aynı olduğu aileler olabilir. Yapay döllenme, taşıyıcı anne ve evlat edinme sayesinde aileler bir erkek ve bir kadının heteronormal biyolojik birleşmesi ile oluşmak zorunda değildir.

Geleneksel olmayan aileler (geleneksel aileyi “babanın eve ekmek getirdiği, annenin evde kalıp biyolojik çocuklarına baktığı evli orta sınıf çift” olarak tanımlarsak) bugün Amerika’nın büyük bir kısmını oluşturmaktadır.

Bu gelişimin çocuklar ve yetişkinler üzerinde etkileri tartışılmaktadır. 2009’da Massachusetts’teki bir davada gelişim psikoloğu Michael Lamb cinsel yönelimin çocuk gelişimini negatif yönde etkilemeyeceğine dair ifade vermiştir. “1980’lerden beri… çocuk ve yetişkinlerin geleneksel olmayan ortamlarda geleneksel ortamlar kadar iyi yetiştirilebileceği kanıtlanmıştır.”

Muhafazakar yazar Maggie Gallagher’a göre heteronormal sosyal yapı toplumlara faydalıdır çünkü çocuk yetiştirmek için optimal ortamı sunar. Avusturalya-Kanadalı etikbilimci Margaret Somerville’e göre “aynı cinsiyetten çiftlere aile kurma hakkı vermek ebeveynliği biyolojiden koparır”.

Radikal feminist Sheila Jeffrey’ye göre evlilik bir tür fuhuştur ve “bakım ve korunmaya karşılık kadının cinselliğine garantili erişim sağlayan yasal bir alışveriştir”. Jeffrey’e göre evliliğin genç kızlar ve kendi hayatını kazanan profesyonel kadınlar arasında bir “moda” haline gelmesi şok edicidir ve “erkeğin kadın bedeni üzerindeki cinsel hakkı heteroseksüel ilişkilerin bir sonucudur”.

Heteronormal dışılar

Çift Cinsiyetli (Interseks) Bireyler

İnterseks bireylerin erkek ve dişi arasında biyolojik özellikleri vardır. Eğer bu tarz bir durum farkedilirse interseks bireyler doğumdan kısa bir süre sonra normalleştirme ameliyatına alınmaktadır. Cerrahi operasyon (genellikle cinsel organın düzeltilmesini içerir) belirsizliği gidererek dişi ya da erkek bir vücut oluşturmak için yapılır ve bireyin değil ebeveynlerin rızası ile gerçekleşir. Çocuk daha sonra belirlenmiş cinsiyetteki biri gibi yetiştirilir ve bu çocuğun ortaya çıkan cinsel kimliğine ya da artık kalan cinsiyet karakteristiğine (örneğin kromozom, gen ya da iç cinsel organ gibi) karşı olabilir.

Heteroseksüel olmayan bireyler

Heteroseksüel olmayan bireyler çoğu toplum tarafından hoş görülmez ve genellikle sosyal ve hukuksal olarak yasaklama görürler. Bir çok kişiye göre bunun nedeni bu bireylerin varlığının birincil olarak üreme amacı taşıyan cinsel ilişkilerle ilgili heteronorma meydan okumasıdır. Eğer cinsellik kontrol altına alınamayacaksa en azından toplumun gözünden uzak yapılmalıdır. Genelde eşcinsel erkeklerin gerçekten “erkek” olmadığı, içlerinde güçlü dişi bileşenler olduğu (ya da tam tersi), veya heteroseksüel olmayan ilişkilerde de bir “erkek” (aktif) ve “dişi” (pasif) rol olduğu da heteronormativiteye destek olmak için bu tarz bireyler için ortaya atılan yaygın kanılardır. Bazı durumlarda eşcinseller cinsiyetlerinin “düzeltilmesi” için zorunlu tedaviler ya da cinsiyet değiştirme operasyonlarına maruz kalmıştır. Bu uygulama 20.inci yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da bile devam ederken Güney Afrika’da 1980’lere kadar sürmüştür.

Transcinsiyet bireyler

Bazı transcinsiyet bireyler cinsiyet değiştirme terapisine girer. Bu kişiler vücutlarına uymayan bir cinsel kimliğe sahip olabileceği gibi ilk bakışta erkek ya da kadın olarak belirlenemeyen cinsiyetlere de sahip olabilirler. Transcinsiyetler toplumun empoze ettiği cinsel rollere göre davranmayan kişilerdir. Bazı toplumlarda (örneğin Suudi Arabistan) transcinsiyetlik hukuki olarak ceza gerektirir.

Kuzey Amerika ve Avrupa’daki bazı ülkelerde transcinsiyetlere karşı yapılan cinayet ve şiddetin hukuki olarak araştırılması, takibi ve cezalandırılması yasa güvencesine alınmıştır. Çeşitli ülkelerde ise transcinsiyet davranışlar tedavi gerektiren psikiyatrik hastalıklardır.

Transcinsiyetlerin cinsiyetlere bağlı sağlık imkanlarından uzak tutulmasından heteronormativite suçlanmaktadır. Bu tarz durumlarda bireyler transseksüel eğilimlerini saklayarak doğdukları cinsiyetteki biri gibi görünmek zorundadır (ki bu çoğu durumda sosyal kabul için de gereklidir) ya da yeni cinsiyetlerine kavuşmak için hormonal ve psikolojik ön şartlardan geçmelidir. Bu normların arasında giysiler, davranışlar, iş seçimi, hobi seçimi ve kendisine partner olarak seçtiği kişinin cinsiyeti olabilir. (Örnek olarak transcinsiyet kadınların daha “maskülen” olan işlerini bırakarak daha “feminen” bir işe geçmesi beklenebilir – avukatlıktan sekreterliğe gibi.) Muğlak ya da “alternatif” bir cinsiyet sahibi olmak desteklenmez ve kabul görmez.

Pek çok devlet ve kurumları da insanları “erkek” ve “dişi” olarak sınıflayan problematik heteronormal sistemlere sahip olduğu için eleştirilmektedir. Farklı yetki alanları cinsiyeti farklı kaynaklara göre değerlendirmektedir. Bu kaynaklar cinsel organ, DNA, hormon seviyesi (bazı spor kuruluşları) ya da doğum cinsiyeti olabilir. Bazen yasal cinsiyet değişimi için bir cinsiyet değiştirme ameliyatı şarttır ve bu halde bile “erkek” ve “dişi” varolan 2 seçenektir. Çoğu devlet sadece heteroseksüel evliliklere izin verdiği için cinsiyet değişimi çocuk vesayeti, miras ve bazı tıbbi karar hakları için tek yöntemdir.

Homonormativite

Homonormativite heteronormal değerlerin LGBTQ kültürüne asimile olmasıdır. Homonormaller monogami, prokreasyon ve iki cinsiyeti heteroseksist ve ırkçı olarak eleştirmek yerine neoliberalizmi desteklerler. Bu terim ilk kez 2003’te Lisa Duggan tarafından kullanılmıştır. Homonormativite LGBTQ komünleri değerlerine göre hiyerarşiye ayırır. Heteronormal standartları ve cinsiyet kimliklerini en yakın benimseyebilen ve taklit edebilen LGBTQ’ler hak elde etmeyi en başta hakedenlerdir. Hiyerarşinin en altındaki LGBTQ’ler (transcinsiyetler, travestiler, çift cinsiyetliler ve biseksüeller) diğer elit homonormal sınıfın hak elde etmesinin önünde bir engeldir.

Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Heteronormativity
Yazının diğer kaynakçaları Wikipedia sayfasında bulunabilir.

Çeviri: PembeDergi.com